Gerçek anlam, başat anlam, temel anlam, yan anlam kavramları


Bu kavramlara bakışta ülkemizde iki ana eğilim var.

Birinci eğilim, konuyu, "gerçek anlam (başat ya da temel anlam+yan anlam)"-"değişmece (mecaz) anlam" ekseninde ele alıyor.

İkinci eğilim ise, "temel anlam"+yan anlam" eksenini kabul ediyor ve "değişmece (mecaz) anlam" kavramını açık bir şekilde ele almıyor. Daha doğrusu bu kavrama kitaplarında yer vermiyor.

Akademik çevrelerde bir iki anlayış varlığını sürdürürken, daha alt kesimlerde, lise ve ortaöğretim yayıncılığında işler karma karışık. Kimi "gerçek anlam"ı "temel anlam"la özdeş sayıyor ve tanımı "ilk, asıl anlam" olarak görüyor. Kimi bu tanımı, "sözlük anlamı" biçiminde yapıyor. Hatta bu iki kavramı ayrı ayrı anıp aynı tanımı kullanan bile var.

Bu iki ayrı kavramı, dolayısıyla bu iki ayrı terimi aynı kabul edip "gerçek anlam (temel anlam)" biçiminde bir başlıkla anlatan anlayış son yıllarda ortaöğretimde, dersanelerde belli bir yaygılık göstermiş görünüyor. Hiçbir dil kitabında ve akademik çevrede, hatta herhangi bir makalenin içinde bir cümle olarak bile geçmemiş "gerçek anlam (temel anlam)" özdeşlik ifadesi, ÖSYM'nin 1984'te sorduğu ve daha sonra hiçbir biçimde yinelemediği bir sorunun zorlamalı yorumundan kaynaklanmaktadır.

Sözcüklerin anlam çerçeveleri ve anlam olayları göz önüne alındığında kendi içinde en tutarlı, dolayısıyla sorun çözücü anlayışın, birinci yaklaşım olduğu görülmektedir (Anlambilim kitabında konu ayrıntılı olarak tartışılmıştır). Bu anlayış şu tanımları yapıyor:

Gerçek anlam: Sözcüğün dile yerleşmiş, dilde göreli bir kesinlik kazanmış anlamlarıdır. Çoğu sözcüğün birden çok "gerçek anlam"ı vardır. Bu anlam olgusuna dilbilimde "çokanlamlılık" denir.

Başat anlam: Sözcüğün akla ilk gelen, en yaygın, sözlüklerde ilk başta açıklanan anlamıdır. Gerçek anlamın "en" kesin, en yerleşik, en yaygın olanıdır.

Yan anlam: Başat anlama bağlı, ondan kaynaklarak ortaya çıkıp dilde yaygınlık kazanmış, dilde belirli bir kesinliğe kavuşmuş anlamlardır. Sözlüklerde ikinci ve daha sonra sıralarda açıklanır. Dilbilimde bu anlamlar için "ölüdeğişmece" terimi kullanılır. Sözcüklerin bu anlamları, varlık ve kavramların artık gerçek adını vermektedir.

Değişmece anlam: Sözcüklerin kullanım sırasında başka sözcüklerin yerine geçici olarak geçerek üstlendiği anlamlarıdır. Dilde az çok bilinen, deyim ve atasözleri kalıbı içinde yer alan değişmece anlamlara sözlüklerde yer verilir. Yeni değişmeceler ise sözlüklere henüz girmemiştir. Dilin zenginleşmesi en çok bu işleyişle gerçekleşir.

Sözüklerin anlamlarıyla igili bu kavramlar üzerinde tartışma hemen hemen hiç yapılmadığı için sözlüklerde anlam açıklamaları bu doğrultuda verilmemektedir. Ama genelde ilk anlamlar konusunda uzlaşma var görülüyor.

Söylediklerimizi "baş" sözcüğü üzerinden kısaca açıklayalım.

TDK Sözlük'ünde "baş" sözcüğünün 13 gerçek anlamı, 178 değişmece anlamı (deyim, atasözü, söz öbeği) verilmiştir. Bu sözcüğün sözlükteki ilk, yani başat (temel) anlamı: "İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser."

Ali Püsküllüoğlu ise "baş" sözcüğünün 16 gerçek anlamını verir. İlk sırada yer alan tanım aynıdır.

Sözcüklerin söz dışında anlamları elbette yoktur ya da belirsizdir. Dolayısıyla, sözcüklerin hangi anlamda kulanıldığı bağlamlarından anlaşılır. Sözlükler, zamanla kavrayımlarda, imgelerde yer eden işte bu anlamları açıklar.

(Konunu ayrıntılı tartışıldığı kitap: Nizamettin Uğur, "Anlambilim / Sözcüğün Anlam Açılımı", İstanbul, 2003; ikinci baskı: 2007)



Nizamettin Uğur || nizamettinugur.gen.tr