SÖZEL ANLATIM BİÇİMLERİ

Ders Notları


İmlerin (işaretlerin) düşünceleri, duyguları, olguları ya da olayları bildirmeyi sağlayacak düzende bütünleştirilmesine anlatım denir. Sözel anlatım ise, imlerin sözcüklerden oluştuğu anlatımdır.

Her sözel anlatım, gerçekliğin, dil aracılığıyla yeniden yaratılması ya da düzenlenmesidir. Söylenilenin ya da yazılanın doğru olmaması, bunu değiştirmez. Böyle bir durumda, anlatım, doğruyu değil ama, anlatımı yapanın gerçeğini canlandırır. İster doğru olsun, ister yanlış; her anlatım bir yaratmadır.

Kişi, anlatım yoluyla, tek oluşunu aşarak kendini gerçekleştirir; verdiği iletiyle duygularını, düşüncelerini, tanıklıklarını başkalarında üretir. Demek ki, anlatımda amaç, iletidir. Diğer bir deyişle, amaç, anlatımın içeriğindedir.

Tümce kurmak, sözel anlatımı var etmenin biricik yoludur. Tümcenin uzunluğunu ya da kısalığını belirleyen, iletilmesine gereksinilenin çokluğu, azlığı ya da genişliği, darlığıdır. Tümce, sözel anlatım birimidir.

Sözel anlatım, yedi ana kümede incelenir:

1. İLETİ ARACI YÖNÜNDEN

1.1. Sözlü Anlatım: Söylemeye dayalı anlatımdır. Belirgin özellikleri; anlık gereksinimlere göre düzenlenmeleri, doğaçtan (=irticalen) gerçekleştirilmeleri, geniş kapsamlılık taşıyabilmeleri ve kişinin kendi kendine konuşma biçiminde oluşturulmamışsa eğer, karşılıklılık gerektirmeleridir. Bu özelliklerinden dolayı, sağır-dilsiz imleriyle konuşma da, bu anlatım ürü içinde ele alınır.

1.2. Yazılı Anlatım: Görselliğe dayalı, kalıcılığı amaçlayan, geniş kapsamlılık taşıyabilen, iletisi uzun erimli (=menzilli) anlatımlardır. Yazılı anlatımın gereci, yazıdır. Bu, Sümerlerin yazıya ilk geçiş dönemlerinde olduğu gibi biçimçizimsel, Çinlilerin günümüzde de kullanmayı sürdürdükleri gibi düşünçizimsel (=ideogramik) ya da yüzyıllardan beri yaygın kullanımın gerçekleştirildiği gibi abecesel (=alfabetik) yazı olabilir. Yazı, çeşitli alanlara özgü bilgilerin, gelecek kuşaklara –sözlü anlatımla sağlanamayacak boyutlarda- aktarılmasına ve çağları aşan kalıcılığa kavuşturulmasına olanak verir.

1.3. Haberleşmeyle Kısıtlı Anlatım: Yalnızca, haber vermenin amaçlandığı, daha değişik gereksinimlerin karşılanmasında yetersiz anlatımlardır. Tamtamla, dumanla, düdük ya da boruyla gerçekleştirilen anlatımlar, bu türdendir.

2. BİÇİM YÖNÜNDEN

2.1. Düzdeyişsel (=Nesir) Anlatım: İstenileni, düşünüldüğü gibi ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak iletme amacıyla oluşturulmuş anlatımdır. Ölçü, uyak gibi anımsatma kolaylıkları barındırmaması, kavrayışta tutulmasını güçleştirdiği için, yazında (=edebiyatta) kullanılması, yazılı ürünlerin oluşturulmasıyla olanaklılık kazanmıştır.

Ek Bilgi: Düzyazı Türleri:
a. Düşünce yazıları: makale, fıkra (köşeyazısı), eleştiri, deneme, röportaj.
b. Yaşantıya dayalı yazılar: anı, günlük, yaşamöyküsü (biyografi), özyaşamöyküsü (otobiyografi), gezi yazısı, mektup.
c. Yaşantıya ve kurguya dayalı yazılar: roman, öykü, tiyatro.

2.2. Koşuk (=Nazım) Anlatım: Amaçlananı, uyum ve dizem (=ritim) sağlayacak kuruluşta iletmenin gerçekleştirildiği anlatımdır. İletideki etkinin arttırılması; sözlerin ölçüye göre sıralanması, ses yinelemeleri ve benzeşmelerinden yararlanılması nedeniyledir. Sağlanılmasına çalışılan ses yapısının zorunlu kıldığı durumlarda, dil kurallarına uygun olmayan söyleyişlere de başvurulduğu görülebilir. Koşuk birimi, dizedir. Bu, yargı içeren bir bütünlük değil, ses ve uyumdan kaynaklanan bir yapılama gerecidir.

UYARI: "Koşuk" kavramı "şiir"le karıştırılmamalıdır. Koşuğun bir anlatım biçimi olmasına karşın, şiir, bu anlatım yoluyla erişilen yazınsal düzeydir. Şiir, koşuğun, yazınsal yapıt niteliğine kavuşturulmuş özellikte bulunanıdır.

Ek Bilgi: Şiir Türleri: lirik, epik, pastoral, dramatik, didaktik, satirik.

3. SUNUŞ YÖNÜNDEN

3.1. Düz Anlatım: duygulardan çok düşünceleri iletmede başvurulan anlatımdır. Sözcüklerin gerçek anlamlarından yararlanılması ve genelde, kurallı tümcelerin yeğlenmesi, ayırt edilmesini sağlayan özellikleridir. Duygu iletme amaçlanılarak kullanıldığında bile, sözcükleri, gerçek anlamlarının dışına taşmaz.

3.2. Değişmece Anlatım: Değişmece (=mecaz) anlamlı sözcük içeren anlatımlardır. Düşünce iletme amacıyla kullanıldığında bile, duygusal bir ayırtı (=nüans) barındırır. Bu anlatımda, devrik tümcelerden çokça yararlanılır.

4. YAKLAŞIM YÖNÜNDEN

4.1. Öznel (=Sübjektif) Anlatım: Gerçekliğin kişisel yaklaşımla, kişinin duygusal eğilimlerini yansıtacak biçimde sunulmasıdır. "Tombul gövdesi, çocuğu son derece sevimli kılıyordu." tümcesi öznel anlatıma örnek oluşturur.

4.2. Nesnel (=Objektif) Anlatım: Varlıkların ya da olayların özelliklerini, değişik değerlendirmelere yol açmayacak kesinlikteki anlatımdır. Tartışmaya yol açmayacak kesinlikteki nesnel anlatım, birimlere dayandırılır. Yukarıdaki örnek tümce, "Çocuk, 24 kilodur." kuruluşuna kavuşturulursa, anlatım, nesnel içerik kazanır. Bununla birlikte, söz konusu anlatımlar görelilik taşıyabilir. Bir söyleyiş, diğerine göre daha öznel ya da nesnel olabilir. Sözgelimi, "Evin sıvaları dökülmüş, duvarları çatlamıştı." tümcesi, "Evin görünüşü korkunçtu." söyleyişine göre daha nesneldir. Ancak, görelilik taşısın ya da taşımasın, her nesnel anlatım, kanıtlanabilir özellik taşır.

5. AKTARIM YÖNÜNDEN

5.1. Doğrudan Anlatım: İki türü vardır:

a. Kişinin, duygularını, düşüncelerini, tanıklıklarını doğrudan kendinsin dile getirdiği anlatımdır. "Korku, bilgisizliğin yaygınlaştırıcısıdır." tümcesi, doğrudan anlatım özelliği taşımaktadır.

b. Öte yandan, alıntı içeren tümceler de, alıntılanan bölüm, oluşturuşundaki özellikleri koruduğu için doğrudan anlatım kapsamında ele alınır: "O da, 'Korku, bilgisizliğin yaygınlaştırıcısıdır.' Sözünü geçerliliğine inananlardandı." söyleyişinde, alıntılı doğrudan anlatım söz konusudur.

5.2. Dolaylı Anlatım: Birisine ilişkin tümcenin, başka birisi tarafından, bağımsız yapısına son verilerek dile getirdiği anlatımdır. "Korkunun, bilgisizliğin yaygınlaştırıcısı olduğu sözünün geçerliliğine inananlardandı." tümcesindeki gibi… alıntı doğrudan anlatımın içleşikliği (=kaynaşıklığı), dolaylı yapıda girişik yapıya dönüşür.

6. AMAÇ YÖNÜNDEN

6.1. Açıklayıcı Anlatım: Bilgilendirmenin amaçlandığı anlatımdır. Üzerinde durulan konuya ilgili çeşitli soruların yanıtlanmasına dayanır. Açıklama üç yolla yapılır:

6.1.1. Tanımlama: Açıklamanın en yalın yoludur. Bir kavramı, kendisinden daha geniş kapsamlı bir kavramın içine, ayırt edilmesini sağlayıcı özellikleriyle yerleştirmeye tanımlama denir. Sözgelimi, "İnsan, ikincil aletler yapabilen ve düşünen hayvandır." belirlemesi, insanı, ikincil aletler yapabilme ve düşünme ayırt ediliş özellikleriyle hayvan kavramı içinde ele aldığından, tanımdır.

6.1.2. Betimsel açıklama: Betimleme yoluyla bilgi edindirmenin amaçlandığı açıklamalardır. Bir silahın özellikleri, bir düzeneğin (=makinenin) bölümleri üzerine yazılmış yazılar, ilaç prospektüsleri (=tanıtmalıkları) ve satış ilanları betimsel açıklama örneğidir.

6.1.3. Öyküleyimsel açıklama: Betimsel açıklamadan ve işlem anlatımı düzeyinde öykülemeden yararlanılarak oluşturulmuş açıklamalardır. Örnekleme, benzerlik ve karşıtlamalar, yer yer başvurulan anlatım yollarıdır. Yemek tarifleri, çeşitli aygıtların (=cihazların) kullanım açıklamaları ve parçaların birbirine eklenmesiyle bir bütün oluşturmanın amaçlandığı değişik oyunların tanıtıcı yazıları bu küme içinde ele alınır.

* Köşeyazısı (=fıkra) deşilmeme (=makale), deneme, eleştiri, geziyazısı, röportaj, inceleme gibi türler, açıklayıcı anlatımın kullanıldığı yazılardır.

6.2. Tartışmacı Anlatım: Üzerinde durulan konuyla ilgili kanı, düşünüş ve davranışların etkilenilerek değiştirilmesinin amaçlandığı anlatımdır. Böylelikle, okurun ya da dinleyicinin tutumunun, belirlenen doğrultuda yönlendirilmesine çalışılır. Bir yargıyı, bir düşünceyi çürütme, değiştirme amacı güdüldüğünde başvurulur. Ortaya atılan önerme ister olumlu, ister olumsuz olsun, olasılık barındırmaz açıklıkta ve tek yanlılık özelliğinde bulunmamalıdır. Kaynak gösterilerek, karşılaştırmalardan yararlanılarak, karşıt görüşler çıkış noktası alınarak, örneklendirmelere başvurularak, neden-sonuç ilişkisi kurularak düşünce üretmeye ve üretilen düşüncenin kanıtlanmasına dayandırılır. Tanımlama, tanıklama yapılır. Köşeyazısı (=fıkra), deşimleme (=makale), deneme ve röportaj tartışmacı anlatımdan yoğun biçimde yararlanılan türlerdir. Açık oturumlar ve paneller de, söz konusu anlatın sergilendiği konuşma düzenleri olarak karşımıza çıkar.

Not: Tartışmacı anlatım, inandırıcılığı ve kanıtlayıcılığı esas aldığı için, nesnel olması gerekirken, bazı kaynaklar, "bence", "bana göre" gibi öznel sözler içeren anlatımlar da tartışmacı anlatımın söylemi olarak gösterir. Bu söylem, aslında, tartışmadan çok bir sohbet dili, görüş alışverişi içerir. Bununla birlikte, dil bu özellikleri taşırken, bir yandan da içerikte "doğruluk", dolayısıyla "kanıtlayıcılık" varsa, böyle anlatımlar da tartışmacı anlatım sayılabilir.

6.3. Betimleyici (=Tasvir) Anlatım: Görme, işitme, dokunma, koklama, tatma organlarıyla edinilmiş izlenimleri, sözcüklerle duyumsanır kılmaya yönelik anlatımdır. Bir anlamda, sözcüklerle resim çizme mantığı söz konusudur. okurun, dinleyenin duyularına ve imgelemine seslenme söz konusudur. Betimlemede başarı, ayrıntıların seçimiyle ilgilidir. Başlıca üç tür betimlemeden söz edilebilir:

6.3.1. İzlenimsel betimleme: Varlıklara ilişkin ayrıntılardan bir bölümünü, sözcükler aracılığıyla görüntülemenin amaçlandığı anlatımdır.

6.3.2. Bilgilendirimsel betimleme: Varlıkların, ayırt edilmelerini sağlayıcı özelliklerinin, okura ya da dinleyiciye bilgi kazandırılması gözetilerek aktarıldığı anlatımdır. İzlenimsel betimlemeden ayrımı, özel değil, genel; öznel değil, nesnel içerik taşımasıdır.

6.3.3. Ruhsal betimleme: kişilerin iç dünyalarıyla, duygu ve düşünceleriyle ilgili betimlemenin yapıldığı anlatımdır.

* Betimleyici anlatımın kullanıldığı yazı türlerinden başlıcaları; roman, öykü, geziyazısı ve röportajdır.

6.4. Öyküleyici Anlatım: Olaylardaki gelişmelerin ve değişmelerin izletilmesinin amaçlandığı anlatımdır. Olay içinde yaşatmak, anlatılanı eylem içinde vermek ve göstermek esastır. Anlatıcı, gözlemci ya da yaşayan kişi olabilir. Neyin nasıl oluştuğunun, dinleyicinin ya da okurun kavrayımında canlandırılmasını, yeniden yaratılmasını sağlar. "Ne oldu, ne oluyor?" ya da "Nasıl oldu, nasıl oluyor?" sorularının yanıtı veriliyor mantığı söz konusudur. Roman, öykü, yaşamöyküsü, geziyazısı, yararlanıldığı türlerdir. İki türü vardır:

6.4.1. Sanatsal öyküleme: Kurmaca esasına dayanan sanat metinlerinde yapılan öykülemedir.

6.4.2. Açılayıcı öyküleme: Gerçekliği aktarmayı amaçlayan metinlerdeki öykülemedir.

7. KANITLAMA YOLU YÖNÜNDEN

7.1. Tümevarım (Özelden Genele): Önce ayrıntı, özel yargı ya da bilgiler verilip bunların toplamı, bileşimi sonucu asıl yargıya varma yöntemine dayalı anlatımdır.

7.2. Tümdengelim (Genelden Özele): Genel düşüncenin önce verilip sonra ayrıntıya, yardımcı düşüncelere, kanıtlara yer vermeye dayalı anlatımdır.

7.3. Sonuçsuz Bırakma (Analoji): Asıl sonucun, yargının okura ya da dinleyene bırakılması yöntemine dayana anlatımdır.

27.04.2009



Nizamettin Uğur || nizamettinugur.gen.tr